10 yıl sonra aynı soru: Demirtaş neden hâlâ cezaevinde?
Özet haber: Kendisine "siyasi rehine" diyen Demirtaş geçen 10 yılda iki kez tutuklandı, bir kez tahliye kararı aldı, iki kez mahkum edildi. AİHM üç ayrı ihlal kararı verdi ancak özgürlüğüne kavuşamadı.

HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutukluluğunda bugün 10 yılı geride bıraktı. 4 Kasım 2016'da tutuklanan Demirtaş'ın tutukluluğu ise 2013-2015 yıllarını kapsayan ilk çözüm sürecine kadar uzanıyor. Demirtaş o dönemde Kürt siyasi hareketini temsil eden bir siyasi partinin tarihinde ilk kez barajı geçmesine liderlik yapan siyasetçiydi.
Çözüm süreci döneminde Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın eş genel başkanlığını yaptığı HDP, 7 Haziran 2015 seçimlerinde yaklaşık 6 milyon kişinin oyunu alarak yüzde 13,22 oy oranıyla TBMM'ye 80 vekil göndermeyi başardı.
Selahattin Demirtaş o dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik "Seni başkan yaptırmayacağız" sloganı ile çalışmalarını yürütmüş, oyları gerileyen AKP ise tek başına iktidarını sürdürecek çoğunluğu bulamamıştı.
7 Haziran seçimlerinin ardından çözüm sürecinin "buzdolabına kaldırılması", yeniden başlayan terör eylemleri ve bu süreçte IŞİD tarafından yapılan katliamlar ülkede gerilimi arttırdı. Koalisyon görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Bu koşullarda yapılan 1 Kasım 2015 seçimlerinde de AKP yeniden tek başına iktidar oldu.
Daha sonra TBMM Genel Kurulu'nda 20 Mayıs 2016'da 154 milletvekilinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin bazı vekilleri de dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy kullandı. 15 Temmuz 2016'da Gülen yapılanmasına bağlı askerler tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında ise ülkede OHAL ilan edildi.
Olağanüstü hâl koşullarının sürdüğü bir dönemde 4 Kasım 2016 tarihinde HDP'li vekillere yönelik operasyon gerçekleştirildi. Demirtaş'ın da arasında bulunduğu 11 vekil gözaltına alındı. Diyarbakır'da gözaltına alınan ve "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "halkı suç işlemeye alenen tahrik etme" suçlarından tutuklanmasına karar verilen Demirtaş, helikopter ile Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na götürüldü ve bir daha o cezaevinden çıkamadı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da 11 Ocak 2017 tarihinde Demirtaş hakkındaki iddianameyi düzenledi. Demirtaş, çeşitli konuşmaları, 6-8 Kobani olayları ve Hendek operasyonları sürecine dair suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Diyarbakır'daki mahkeme daha sonra "kamu güvenliği" gerekçesiyle dosyayı Ankara'ya gönderdi. Demirtaş'ın yargılanmasına Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 7 Aralık 2017 tarihinde başladı. Bu arada Anayasa Mahkemesi, 21 Aralık 2017'de Demirtaş'ın tutuklanmasına karşı yapılan bireysel başvuruda hak ihlali olmadığına hükmetti.
11 Nisan 2018'de ilk savunmasını yapan Demirtaş, tutuklanmasına neden olan bazı delillerin "sahte" olduğunu, o dönem soruşturmada dinleme kararlarını alan hâkim ve savcıların Gülen yapılanmasına bağlı olduğunu iddia etti.
Şubat 2018'de yapılan HDP 3. Olağan Büyük Kongresi'nde Pervin Buldan ve Sezai Temelli eş genel başkan seçildi. Böylece Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın eş genel başkanlık dönemi sona erdi.
Demirtaş, 24 Haziran 2018'de yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı oldu. Cumhurbaşkanı adayı olarak cezaevinden yaptığı konuşma, TRT'de yayınlandı. Ancak bu süreçte tahliye talebi reddedildi.
Seçimlerde 4 milyon 205 bin kişinin oyunu alan Demirtaş, yüzde 8,40 oy oranıyla üçüncü oldu.
Bu arada İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Eylül 2018 tarihinde, Nevruz konuşması nedeniyle Demirtaş'ı terör örgütü propagandası yapmak suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etti.
Cezayı veren mahkemenin başkanlığını Adalet Bakanı Akın Gürlek yapıyordu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de 20 Kasım 2018'de Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin hak ihlali kararı vererek tahliyesini istedi. Ancak bu karar uygulanmadı.
İstinaf, 4 Aralık 2018 Demirtaş'ın cezasını onadı.
Demirtaş tutuklu yargılamaya devam ederken AİHM, Türkiye'nin ihlal kararına karşı yaptığı itirazı 18 Eylül 2019'da görüşme kararı aldı. Ancak Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM duruşması öncesinde 2 Eylül 2019'da Demirtaş'ın tahliyesine karar verdi. Ancak Demirtaş, tahliye olamadı. Daha önce kesinleşen 4 yıl 8 ay hapis cezasının infazına başlandı.
20 Eylül 2019 tarihinde gelindiğinde de Demirtaş ve Yüksekdağ, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 6-8 Ekim Kobani olayları soruşturması kapsamında ikinci kez tutuklandı.
9 Haziran 2020'de Anayasa Mahkemesi, Demirtaş'ın ilk tutuklulukta makul sürenin aşıldığı gerekçesiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Ancak Demirtaş hakkında ikinci tutuklama kararı verildiği için Demirtaş'a tahliye yolu açılmadı.
AİHM 22 Aralık 2020 tarihinde de Demirtaş'ın tutukluluğunun "siyasi" olduğuna karar verdi, özgürlük ve güvenlik hakkı ile serbest seçim hakkının ihlal edildiğine hükmetti; serbest bırakılmasını istedi.
Bu kararın uygulanması beklenirken Ankara'daki savcılık 30 Aralık 2020'de Demirtaş'ın da arasında bulunduğu 108 kişi hakkında 3 bin 530 sayfalık Kobani iddianamesini hazırladı. Demirtaş için 38'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680 yıl hapis cezası talep edildi. Kobani davasına bakan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi de 7 Ocak 2021'de AİHM kararını uygulamadı.
Kobani davasının ilk duruşması 26 Nisan 2021'de Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görüldü. Demirtaş'ın ilk tutuklandığı dosya ile Kobani davası birleştirildi.
Demirtaş, Kobani davasında ilk kapsamlı savunmasını 25 Aralık 2023 tarihinde yaptı. SEGBİS aracılığıyla toplam 9 gün süren savunmasında, ''Hakkımda somut tek bir delil yok, bu bir siyasi intikam davasıdır, hukuken tutuklanmadık, hepimiz siyasi rehineleriz" dedi.
Çözüm süreci kapsamında İmralı'da ve Kandil'de yaptığı görüşmeler ve açıklamaları nedeniyle yargılandığını söyleyen Demirtaş, "Hepsi de tamamı da hükümetin bilgisi, desteği ve onayı ile gerçekleşti. Bunların tamamında Çözüm Süreci heyetinin içindeydim ben. Devlet eliyle yürütüldü bunlar. Barış görüşmeleri kötü gidince bu defa biz terörist olarak tutuklanıp içeri alındık" ifadesini kullandı.
Kobani Davası'nda 16 Mayıs 2024 tarihinde karar açıklandı. Mahkeme, Demirtaş'ı toplam 42 yıl hapis cezasına mahkum etti. Bu cezanın 20 yılı, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım" suçundan verildi. 4 ayrı terör örgütü propagandası yapmak suçundan ise toplamda 10 yıl ceza aldı. Demirtaş, Kobani olaylarında yaşanan ölümlerden dolayı ise beraat etti. Kararın 32 bin 630 sayfalık gerekçesi yaklaşık 13 ay sonra açıklandı. Dosya, cezaları yapılan itiraz üzerine Eylül 2025'te İstinaf'a gönderildi.
AİHM Demirtaş'ın ikinci tutukluluğuna ilişkin 8 Temmuz 2025 tarihinde 5 ayrı başlıkta hak ihlaline imza attı ve yine Demirtaş'ın serbest bırakılmasını istedi. Türkiye'nin bu karara yaptığı itiraz da reddedildi.
Demirtaş'ın avukatları, AİHM kararının uygulanması için İstinaf'a dilekçe verdi. Ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, bugüne kadar başvuruya ilişkin herhangi bir karar vermedi.
Demirtaş'ın ne zaman tahliye olacağı yanıtını ararken gözler "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM'de kabul edilen çerçeve yasaya çevrildi. PKK'nın silah bıraktığı tespitine ilişkin MGK kararının Resmi Gazete'de yayınlanmasının halinde Demirtaş, bu yasadan yararlanacak ve örgüt suçu kapsamında aldığı tüm cezalar ile ilgili infaz durdurma cezası verilecek. Ancak Demirtaş'ın Kobani davasındaki kasten öldürmeye azmettirme suçlamasına ilişkin verilen beraat kararının da kesinleşmesi gerekiyor.
Demirtaş'ın avukatlarından Mahsuni Karaman, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, bu on yılın, Türkiye’nin hukuk, demokrasi ve barış arayışındaki üç temel çelişkiyi bütün açıklığıyla ortaya koyduğunu vurguladı.
"Bir yanda AİHM’nin siyasi amaçlı tutukluluğa ilişkin bağlayıcı ihlal kararları, diğer yanda Demirtaş’ın devam eden tutukluluğu… Bir yanda Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine taşıma, demokratik siyaset alanını genişletme iddiası; diğer yanda bu alanın en güçlü temsilcilerinden Selahattin Demirtaş’ın hâlâ cezaevinde oluşu… Ve nihayet, on yıllık tutukluluğa rağmen toplumsal karşılığını ve siyasal etkisini koruyan bir siyasetçi… Bu çelişkiler, Demirtaş’ın özgürlüğünü yalnızca bir hukuk meselesi olmaktan çıkarmıyor; aynı zamanda yürütülen siyasi sürecin samimiyetini ve toplumsal meşruiyetini sınayan en önemli meselelerden biri hâline getiriyor."
Ancak Demirtaş’ın özgürlüğünün siyasi süreç bakımından taşıdığı önemin, onun hukuki bir yükümlülük olduğu gerçeğini gölgelememesi gerektiğinin altını çizen Karaman, "AİHM’nin tutukluluğunda siyasi amaç bulunduğunu tespit ettiği Demirtaş’ın özgürlüğünü, bugün yürürlüğe girmesi siyasi iktidarın takdirine bırakılan bir çerçeve yasaya veya siyasi sürecin seyrine bağlamak, aynı çelişkiyi yeniden üretmektir. Siyasi amaçlarla ihlal edildiği tespit edilen bir hakkın iadesi, bir kez daha siyasi iradenin takdirine bırakılamaz. AİHM kararlarının uygulanması siyasi bir tercih değil, hukuk devletinin yükümlülüğüdür" dedi.
Kaynak: DW Türkçe


