2028 seçimi için geri sayım başlarken siyasi tansiyon neden yükseliyor?
Özet haber: Mehmet Uçum’un 2028 seçimlerinin mart ya da nisanda yapılabileceğine ilişkin sözleri, erken seçim tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. İktidar cephesindeki açıklamalar ve muhalefetteki sertleşen dil, önümüzdeki 18 ayın kritik geçeceğine işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Çankaya Köşkü’nde gazetecilerle yaptığı son toplantıda 2028 seçimlerine yaklaşık 18 ay kaldığını ve sandığın mart ya da nisan ayında kurulmasının büyük ölçüde netleştiğini söyledi. Uçum daha önce de 2017’deki sistem değişikliği referandumunun yıldönümü olan 16 Nisan 2028 tarihini gündeme getirmişti. Bu açıklama, doğrudan bir seçim takvimi duyurusundan çok yeni anayasa ihtimali üzerine yapılan değerlendirmeler sırasında geldi.
Son 25 yılda erken seçim kararlarının şekillenmesinde, e-muhtıra sonrası dönem istisna tutulduğunda, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin belirleyici rol oynadığı değerlendirmesi öne çıkıyor. Bu nedenle mevcut göstergeler üzerinden bir takvim tahmini yapılabilse de kesin kararın siyasi dengeler ve iktidar ortaklarının tutumuyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Uçum’un daha önce PKK’nın silah bırakması ve diğer siyasi başlıklardaki açıklamaları da dikkate alındığında, seçim tarihine ilişkin sözleri siyasi açıdan önem taşıyor.
Kaynak metindeki değerlendirmeye göre AK Parti’de seçim tarihi, yargı süreçleri, ekonomik operasyonlar ve benzeri başlıklarda açıklamalar çoğu zaman seçilmiş siyasi yöneticiler yerine atanmış görevliler tarafından yapılıyor. Bu durum, bürokratların siyaset alanındaki ağırlığının arttığı ve politikacıların bürokratik kararları açıklamakla sınırlı kaldığı eleştirisini beraberinde getiriyor. Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olması, parti ile devlet, yasama ile yürütme arasındaki ayrımın daha da tartışmalı hale gelmesine yol açıyor. Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanlığında Erdoğan, yasamada MHP” formülü de bu siyasi tabloya ilişkin değerlendirmelerin merkezinde yer alıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart operasyonları kapsamında tutuklanmasıyla başlayan süreç, iktidar açısından seçim sonucunun hâlâ garanti olmadığını gösteren gelişmeler arasında değerlendiriliyor. Belediyelerdeki başkanlık değişimleri seçmen iradesinin etkisine ilişkin tartışmaları artırırken, Cumhurbaşkanlığı seçimi yürütme, yasama ve yargı üzerindeki belirleyici etkisi nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. T24 ve Halk TV’nin yaşadıkları, İmamoğlu’nun savunmasındaki üslup ve Özgür Özel’in sertleşen açıklamaları, seçim takvimi yaklaştıkça siyasi gerilimin daha da artabileceğine işaret ediyor. Bu tablonun arka planında ise yeni anayasa tartışması varlığını koruyor.
Kaynak: Karar


