Frank-Walter Steinmeier Almanya’da demokrasinin neden tehdit altında olduğunu söyledi?
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, 3 Ekim Alman Birliği Günü töreninde özgürlükçü demokratik düzenin ve ülkenin iç birliğinin aşırılıkçı güçlerin etkisiyle tehdit altında olduğunu belirtti. Steinmeier, demokrasinin derin bir güven krizine girdiğini ve 1990’daki birleşmenin yarattığı umutların büyük ölçüde hayal kırıklığına dönüştüğünü ifade etti.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, özgürlükçü demokratik düzenin ciddi biçimde tehdit altında olduğunu söyledi.
3 Ekim Alman Birliği Günü sebebiyle Bremen kentindeki törende konuşan Steinmeier, "Aşırılıkçı güçlerin tahammül edilemez siyasi demagojisi, yıkıma duyulan heves, insanları aşağılama ve tehdit etme yalnızca özgürlüğü ve demokrasiyi tehlikeye atmıyor; iç birliğimizi de tehdit ediyor" ifadelerini kullandı.
Steinmeier, Almanya'da demokrasinin derin bir güven krizine girdiğini belirterek "Alman Birliği'nden yaklaşık 40 yıl sonra, tarihin belki de eşi görülmemiş yeniden yapılanma ve yenilenme çabalarının ardından vatandaşların büyük bir bölümü, Federal Cumhuriyet'in siyasi düzenine duyduğu güvensizliği dile getiriyor. Bunun demokrasinin kendisine karşı bir başkaldırı olduğunu söylemek istemiyorum. Ama dürüst olmak gerekirse, böyle olup olmadığını bilmiyorum" dedi.
Yapılan son eyalet seçimlerinde, siyasi yelpazenin iki ucundaki kutupları güçlendiren sonuçlara da değinen Steinmeier, "Her oy önemli, her oy ciddiye alınmalı. Tam da bu nedenle, her dört kişiden birinin ve daha fazlasının oy tercihiyle cumhuriyetimizin temellerinden uzaklaştığı gerçeğini görmezden gelemeyiz" ifadesini kullandı.
Steinmeier bu açıklaması ile, kısmen aşırı sağcı olarak nitelendirilen Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Eylül ayındaki üç eyalet seçiminde elde ettiği güçlü sonuçlara atıfta bulundu.
Cumhurbaşkanı konuşmasında, parti ismi vermeden aşırılıkçılara oy veren seçmenleri şu sözlerle eleştirdi: "Aşırılara yönelen seçmenler kendi haklarını yüksek sesle savunurken başkalarının haklarını tehlikeye atmaya hazır olduklarını gösteriyor."
Siyasi karar alıcılara "öz eleştiri" çağrısı yapan Frank-Walter Steinmeier, "Son 35 yılda federal ve eyalet hükümetlerinin neleri ihmal ettiğini, bu kadar çok insanın neden yüz çevirdiğini ve aşırılıkçıların neden bu denli yankı bulduğunu acımasızca sorgulamalıyız" dedi.
Cumhurbaşkanı, bir yandan öz eleştiriye zemin hazırlayan gerekçelerin varlığını kabul ederken diğer yandan "Federal Cumhuriyet'i, yeniden birleşmiş demokratik devletimizi körü körüne karalamak, aşırılıkçılığın propaganda yalanından başka bir şey değildir" ifadesini kullandı.
İki Almanya'nın birleşmesinin ardından yaşanan "derin ekonomik kırılmaların" ihmal edilen mağdurlar yarattığını vurgulayan Steinmeier, "Sendeleyenlere onurlu bir yaşam sağlamak için siyasi müdahalede bulunmak zorunluydu ve olmaya devam ediyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Steinmeier, bunun yanı sıra üst düzey yönetim pozisyonlarında "Doğu Alman yaşam deneyimlerinin yeterince temsil edilmemesinin" de "övünülecek bir durum olmadığını" belirtti.
1990'daki birleşmeyle oluşan umutların büyük ölçüde hayal kırıklığına dönüştüğünü kabul eden Steinmeier, "Şu cümleyi biraz üzüntü ve kederle kuruyorum: Şu an, geldiğimiz o umut ve iyimserlik dünyasında yaşamıyoruz" dedi.
"Pek çoğumuz, yalnızca ülkenin doğusundakiler değil, hayal kırıklığına uğramış durumda. Hem ülkemizdeki hem de dünyadaki siyasi gerçeklik bize sert ve acı yüzünü gösterdi" ifadelerini kullanan Frank-Walter Steinmeier, tüm eleştirilere karşın, Almanya'nın "iyi bir ülke" olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerektiğini vurguladı.
"Pek çok alanda gerçekten inanılmaz şeyler başardık" diyen Cumhurbaşkanı, Alman devletinin "yaşam koşullarını eşitleyebilmek için, Alman tarihinin hiçbir döneminde görülmemiş kaynakları seferber ettiğini" dile getirdi.
9 Kasım 1989'da, 28 yıl ayakta kalan Berlin Duvarı'nın yıkılmasından 11 ay sonra Federal Almanya Cumhuriyeti ile sosyalist Demokratik Almanya Cumhuriyeti resmen birleşmişti.
Kaynak: DW Türkçe

