Almanya ve Fransa'dan ültimatom: AB kapıları Çin mallarına tamamen kapanıyor
Özet haber: Almanya Başbakanı Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron AB Komisyonu Başkanı von der Leyen’e ortak bir mektup göndererek küresel ticarette kuralları yeniden yazacak sert bir savunma mekanizması talep etti. Başta Çin olmak üzere haksız sübvansiyon, damping ve kur politikalarıyla iç pazarı bozan ülkelere karşı AB pazarından anında kesme yetkisi istenirken, Almanya'nın Fransa ile aynı korumacı çizgide buluşması Avrupa ticaret mimarisinde tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Avrupa Birliği’nin iki lokomotif gücü Almanya ve Fransa, kurallara dayalı küresel ticaret düzeninin ağır bir aşınma sürecine girdiği ve ticaretin giderek bir "silah" haline getirildiği uyarısıyla Brüksel’e acil eylem çağrısında bulundu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in ortak imzasını taşıyan Ekim 2026 tarihli resmi mektupta, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den, AB iç pazarını haksız rekabet yürüten üçüncü ülkelere karşı koruyacak yeni ve bürokrasiden arındırılmış yasal savunma araçları geliştirmesi istendi. İki lider, ticaret ortaklarıyla diyaloğun ve mevcut savunma araçlarının artık Avrupa sanayisini korumakta yetersiz kaldığını vurgulayarak, birliğin ekonomik egemenliğinin korunması için daha radikal tedbirlerin devreye sokulması gerektiğini kaydetti.
Mektubun en dikkat çekici maddesini, üçüncü ülkelerin yıkıcı uygulamalarına karşı Komisyon’a olağanüstü yaptırım yetkisi tanınmasını öngören "pazar kapatma" mekanizması oluşturdu. Liderler, adil rekabet koşullarını siyasi veya ekonomik baskılarla kasten bozan ülkelere karşı mevcut bürokratik süreçlerin hantal kaldığını belirterek, doğrudan iç pazardan anında kesilmeye (immediate cut-off) varabilecek güçte bir enstrümanın hazırlanmasını istedi.
Söz konusu mekanizmanın devreye alınmasında "ters nitelikli çoğunluk" yönteminin benimsenmesi gerektiği ifade edildi. Bu yöntem gereğince, Komisyon’un piyasayı bozan bir ülkeye veya sektöre karşı alacağı pazar kapatma kararı, üye ülkelerin nitelikli bir çoğunluğu açıkça itiraz etmediği takdirde doğrudan yürürlüğe girebilecek. Böylelikle üye ülkeler arasındaki uzun diplomatik pazarlıkların ve olası veto tehditlerinin önüne geçilerek, günlerle ifade edilen süreler içinde bir ülkenin mallarına sınırların kapatılabilmesinin yasal zemini hazırlanmış olacak.
Macron ve Merz, pazar kapatma yetkisinin yanı sıra Avrupa'nın tek bir tedarikçiye olan stratejik bağımlılıklarını azaltacak ve kritik tedarik zincirlerindeki riskli yoğunlaşmaları kıracak yeni bir "çeşitlendirme aracı" kurulmasını da önerdi. Liderler, Avrupalı ihracatçıların üçüncü ülkelerde ağır tarife dışı engellerle karşılaştığını, buna karşılık AB iç pazarının birlik düzenlemelerine ve tüketici güvenliği kurallarına uymayan rekor düzeydeki standart dışı yabancı ürünlere açık kaldığını vurguladı.
Metinde ayrıca döviz kurlarının bilinçli olarak reel değerinin altında tutulması uygulamasına işaret edildi. Bazı ülkelerin para birimlerini düşük tutarak kendi şirketlerine haksız bir fiyat rekabeti avantajı sağladığı ve bu durumun AB aleyhine büyüyen devasa dış ticaret açıklarına yol açtığı hatırlatıldı. Mektupta geliştirilecek yeni savunma aracının diplomatik teamüller gereği "herhangi bir ülkeye özel olmaksızın genel nitelikli" (country-agnostic) olması gerektiği ifade edilse de sıralanan tüm gerekçelerin doğrudan Çin Halk Cumhuriyeti’nin sanayi, ihracat ve kur politikalarını hedef aldığı değerlendiriliyor.
Mektubun Avrupa ve dünya başkentlerinde yarattığı en büyük yankı ise Almanya'nın benimsediği yeni tavır oldu. Geçmiş yıllarda otomotiv, kimya ve makine sanayisinin Çin pazarındaki devasa yatırımlarını ve Pekin’in olası misillemelerini gözeterek daha uzlaşmacı ve serbest ticaret yanlısı bir tutum sergileyen Berlin yönetimi, Başbakan Merz döneminde Fransa’nın savunduğu "Avrupa'nın stratejik özerkliği ve sıkı pazar korumacılığı" çizgisine resmen dahil oldu.

