Amazonlar sandıkta: Brezilya'nın kararı gezegenimizi etkileyecek
Özet haber: Brezilya'da bugün ikinci turu düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu, Amazon ormanların korunmasından küresel iklim mücadelesine kadar birçok alanı etkileyebilir.

Brezilya'daki cumhurbaşkanlığı seçimi kadar çevre açısından büyük önem taşıyan çok az ulusal seçim var. Bu nedenle bugün Brezilya'da düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu, yalnızca bu ülkede değil dünyanın birçok yerinde yakından izleniyor.
Toplam dokuz ülkeye yayılan dünyanın en büyük yağmur ormanı olan Amazonların yaklaşık yüzde 60'ı Brezilya sınırları içinde. Bu nedenle ülkenin çevre ve iklim politikaları önemli küresel sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü Amazonlar, dünya açısından büyük önem taşıyan bir karbon yutağı niteliğinde.
Çevreciler, sağcı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro'nun seçimin ilk turunda mevcut Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'nın yüzde 2 önünde çıkmasından şimdiden kaygılı.
Brezilyalı sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren İklim Gözlemevi'nin (Climate Observatory) uluslararası politika koordinatörü Claudio Angelo şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Bu, Bolsonaro'nun ikinci gelişi olacak, dolayısıyla daha radikal bir Bolsonaro. Abartma riskini de göze alarak şunu söyleyebilirim: Lula'nın yeniden seçilmesi, Amazonlar'ın sonu ile aramızda duran tek şey."
Amazon yağmur ormanları, fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan çok büyük miktardaki karbondioksiti (CO2) depoluyor. Bu sayede dünya iklimini dengelemeye katkı sağlıyor.
Tropikal ormanlar, onlarca yıldır iklim değişikliğine karşı doğanın en güçlü savunma mekanizmalarından biri oldu. Ancak aynı zamanda artan ormansızlaşmadan büyük zarar gördü.
Jair Bolsonaro'nun 2019 ile 2023 arasındaki devlet başkanlığı döneminde çevre kurumları zayıflatıldı, denetim faaliyetleri azaltıldı ve bunun sonucunda tropikal ormanlar daha önce görülmemiş hızda yok edildi.
Berlin merkezli düşünce kuruluşu İklim Analizleri'nin (Climate Analytics) iklim politikası direktörü Claudio Forner şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Çevre gündemi göz ardı edildi. Hükümetin genel olarak kirlilik, özellikle de ormansızlaşma üzerindeki kontrol düzeyi tersine çevrildi."
Bolsonaro'nun dört yıllık görev süresinde Amazonlar'da yaklaşık 45 bin 586 kilometrekarelik alanın yok edildiği tahmin ediliyor. Bu, Danimarka'nın yüzölçümünden daha büyük bir alan. Üstelik orman artık eskisi kadar dayanıklı değil. Bilim insanları Amazonlar'ın bazı bölümlerinin artık emdiğinden daha fazla karbon saldığı konusunda uyarıyor.
Lula ise iktidara Amazon ormanlarını koruma vaadiyle geldi. 2030 yılına kadar ormansızlaşmayı sona erdirme hedefi koydu, ormanların gözetimini artırdı ve Brezilya'nın çevre denetim kurumu IBAMA'yı güçlendirdi. Lula döneminde ormansızlaşma belirgin biçimde geriledi. 2026'da son on yılın en düşük seviyesine inmesi bekleniyor. Bu, Jair Bolsonaro dönemine kıyasla toplamda yüzde 41'lik bir düşüş anlamına geliyor.
Uzmanlar, Flavio Bolsonaro'nun ormanların korunması konusundaki geçmişini şimdiden eleştiriyor. Bolsonaro, 2019 yılında senatörken Amazonlar açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir yasa tasarısı hazırladı.
Mevcut düzenlemeye göre arazi sahipleri mülklerinin yüzde 80'ini doğal bitki örtüsünün korunması için ayırmak zorunda. Bolsonaro'nun hazırladığı tasarı ise arazi sahiplerinin mülklerini diledikleri gibi kullanmalarına olanak tanıyacaktı.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House bünyesindeki Çevre ve Toplum Merkezi'nin direktörü Ana Yang şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Cumhurbaşkanının vereceği mesaj ya 'artık ormansızlaştırabilirsiniz' ya da 'ormansızlaştırmak artık daha zor' olacaktır."
"Denetim kapasitesini azalttığınız anda ormansızlaşma artar."
Bolsonaro ayrıca yasa dışı ormansızlaşmayı Lula'dan bir yıl önce, 2029'a kadar sona erdirme sözü verdi. Ancak Claudio Angelo bu vaadi eleştiriyor:
"Yasa dışı ormansızlaşmayı yasaları uygulayarak değil, yasal hale getirerek sona erdirecek."
Çevre uzmanları daha genel anlamda Bolsonaro'nun mevcut devlet başkanı döneminde güçlendirilen birçok çevre koruma önlemini ortadan kaldırabileceğinden endişe ediyor.
"Ne yazık ki iklim değişikliği partizan bir konu haline geldi. Sağ, kendi bakış açısından bir çözüm sunmak yerine iklim değişikliğini uydurulmuş bir sorun olarak gösteriyor. Düzenlemelerin ekonomik büyümeye ya da rekabet gücüne zarar verdiğini veya solun amacının üretim araçlarını kontrol etmek olduğunu savunuyor."
Bolsonaro, Ağustos ayında Brezilya medyasına verdiği bir röportajda aşırı hava olaylarının döngüsel olduğunu düşündüğünü ve bunların yalnızca insan etkisiyle bağlantılı olduğuna inanmadığını söyledi.
Bolsonaro'nun kazanması halinde Brezilya'nın iklim politikasında öncü ülke konumundan uzaklaşması bekleniyor. Brezilya'nın geçen yıl Amazonlar'daki Belem kentinde COP30 iklim konferansına ev sahipliği yapması bu rolünü daha da güçlendirmişti.
Ancak uzmanlara göre Lula'nın kazanması da iklim açısından bütünüyle sorunsuz bir başarı hikayesi anlamına gelmeyecek. Mevcut hükümet döneminde ormansızlaşmada önemli düşüş sağlanmış olsa da petrol üretimini artırmaya yönelik planlar da desteklendi.
Angelo, petrol arama amaçlı sondaja izin verilmesini Lula'nın siyasi yetkisine yönelik bir "ihanet" olarak nitelendiriyor. Buna rağmen Lula'nın genel iklim sicilinin "oldukça etkileyici" olduğunu belirtiyor.
"Lula, diğerlerinin tümü hariç tutulduğunda dünyanın en kötü iklim lideri."
Mevcut Devlet Başkanı Lula, 25 Ekim'de Bolsonaro ile ikinci turda karşı karşıya gelecek. Uzmanlara göre seçimin sonucu Amazonlar'ın kaderini ve küresel ısınmayı sınırlamaya yönelik daha geniş çaplı çabaları belirleyebilir. Ancak birçok Brezilyalı için iklim, öncelik listesinin üst sıralarında yer almıyor.
"Sonuçta insanların önemsediği şey eğitime, kanalizasyona ve sağlık hizmetlerine erişim."
Yang'a göre, dışarıdan bakıldığında yağmur ormanlarının bir bölümünü yok ettiği gerekçesiyle eleştirilen, ancak bu hizmetlere ulaşmayı sağlayacak biçimde Amazonların içinden geçen bir yol, bölgedeki seçmenler açısından cazip olabilir.
"Bunu önemsemeye zamanları yok. İstemedikleri için değil. Kendi hayatta kalma mücadelelerini önemsiyorlar."
Kaynak: DW Türkçe



