Çiğdem Mater’in kitabı cezaevindeki adaletsizlikleri görünür kılıyor
Özet haber: Çiğdem Mater, cezaevinde yazdığı ilk kitabında tutukluluk deneyimini, hukuk sürecine ilişkin eleştirilerini ve kadın mahpusların yaşadığı ayrımcılığı anlatıyor.

Adana 33. Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreninde dile getirilen adalet vurgusu, sinema dünyasından Çiğdem Mater’in cezaevinde kaleme aldığı “Tuhaf, Saçma, Neyse... İçeriden Dışarıya Bakmak” kitabıyla birlikte ele alınıyor. En iyi kadın oyuncu ödülünü alan Hazar Ergüçlü, maden işçilerinin çocuklarını ağlarken gördüğünde aldığı nefesten utandığını söyleyerek emekçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Törende ödül alan diğer isimlerin konuşmalarında da ülkedeki çürümüşlük ve adaletsizlik gündeme geldi.
Çiğdem Mater, Gezi davası kapsamında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Kitapta, suçlamaların dayandığı iddianamedeki tutarsızlıklara işaret eden Mater, kendisinin İstanbul’daki bir toplantıya katılmakla suçlandığı tarihte İzmir’de sahnede olduğunu ve dosyada söz konusu fotoğrafın bulunmadığını belirtiyor. Dört yıldır cezaevinde bulunan Mater, kitabını annesi Nadire Mater’e adıyor.
İletişim Yayınları tarafından yayımlanan kitapta yazar, hapishane deneyimini “tuhaf”, “saçma” ve “neyse” sözcükleriyle açıklıyor. Mahkeme, yargılama, adalet ve hapishaneye ilişkin yaşadıklarını tuhaf ve saçma bulduğunu; okumak, yazmak ve düşünmek için ayırdığı alanı ise nefes aldığı özgürlük bölgesi olarak gördüğünü aktarıyor. Metinlerde umutsuzluk yerine mizah, merak, eleştirel bakış ve mücadele öne çıkıyor.
Mater, cezaevinde geçirdiği günlerde çok sayıda kitap okuyarak notlar tuttuğunu, kitaplardan alıntılarını defterlerine yazdığını anlatıyor. Yazıları yalnızca kendi yaşadıklarına değil, hapishane çalışanlarının koşullarına, Gazze’ye, tarih boyunca sessiz kalanlara ve cezaevlerindeki kadın-erkek ayrımına da uzanıyor.
Kitapta kadın mahpusların temiz giysi değişimi ve saç kesimi gibi konularda erkek mahpuslarla eşit olanaklara sahip olmadığı belirtiliyor. Kadın cezaevlerinde temiz giysi alma uygulamasının ayda bir olduğu, erkek cezaevlerinde ise bunun haftada bir gerçekleştiği aktarılıyor. Kadınların saçlarını küçük tırnak makaslarıyla kesmek zorunda kaldığı, kantinde tampon bulunması için verilen dilekçenin ise “Türk kadını tampon kullanmaz” gerekçesiyle karşılandığı ifade ediliyor.
Kaynak: Cumhuriyet

