Eleştiriye kapalı yönetimler demokrasiyi nasıl zedeliyor?
Özet haber: Eleştirinin düşmanlık olarak görülmesi, hataların kalıcılaşmasına ve toplumun daha ağır bedeller ödemesine yol açıyor. Kaynak metin, bu sorunu eleştirel düşünce ve demokrasi ilişkisi üzerinden tartışıyor.

Karar’ın 6 Ekim 2026 tarihli sayısında yayımlanan yazıda, eleştirinin sevilmediği toplumlarda hataların gösterilmesinin düşmanlık sayıldığı ve olumsuzlukların değişmeden kaldığı savunuluyor. Metin, bu yaklaşımın sorunların çözümünü geciktirdiğini vurguluyor.
Aliya İzzetbegoviç’e atfedilen bir söz üzerinden eleştirel düşünmenin önemine dikkat çekilen değerlendirmede, Batı’da 16. yüzyıldan itibaren yaşanan bilimsel dönüşümün bu düşünce biçimiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Osmanlı ve genel olarak Müslüman dünyanın ise bu dönüşümün faydasını yeterince keşfedemediği ifade ediliyor.
Metne göre Tanzimat aydınları eleştirel düşüncenin önemini kısmen fark etse de devlet baskısı, kalıcı bir eleştiri kültürünün oluşmasını engelledi. Yönetilenlerin sorgulama ve eleştiri, yönetenlerin ise dinleme ve tahammül kültürünü geliştirememesi; yolsuzlukların geçiştirilmesine ve bedelin millete çıkmasına neden oluyor.
Bu sorunun Müslüman dünyanın ortak meselelerinden biri olduğu savunulan yazıda, eleştirenlere yönelik tahammülsüzlüğün güçlü beyinleri Batı üniversitelerine yönelttiği belirtiliyor. Demokrasi ise toplumsal kesimlere söz ve eleştiri hakkı tanıyan, bu hakkı hukuk düzenine bağlayan rejim olarak öne çıkarılıyor.
Kaynak: Karar

