Gönlümüzün İstiklâl Marşı
Özet haber: İçim daraldığında Gönül dağını dinlerim. Ferahlarım. “Allah var, umut var” derim.

İçim daraldığında Gönül dağını dinlerim. Ferahlarım. “Allah var, umut var” derim.
“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca / Akar can özümde sel gizli gizli…”
Neşet Ertaş zarif bir adamdı. Sözünü türkülerine bıraktı.
Ahirim Sensin’i, Canana Doyulur mu’yu, Ah Yalan Dünya’yı, Yazımı Kışa Çevirdin’i çok sevdik.
Bu ülkenin çocukları Neşet Ertaş’ın bozlaklarıyla, türküleriyle büyüdü. Bozkırın sesini onun türkülerinde duyduk. İçimiz sızladı, gözlerimiz doldu.
İnsan gariptir. Topraktan gelir, toprağa döner. Neşet Ertaş türkülerinde insanı anlattı. Garibi, hasreti, gönül sızısını söyledi. Kendisi de bir garipti.
Gurbet elde yaşadı, türkülerinde Anadolu’yu söyledi. Onun türkülerinde Anadolu’nun sıcaklığı, Allah’a yakarış ve gönül sızısı var.
Neşet Ertaş o pencereden insanı gördü. “İki büyük nimetim var, biri anam, biri yârim” dedi. “Haktır canların yapısı, kimsede yoktur tapusu” sözüyle insanın özündeki hakikati dile getirdi. Bir çiçeğe bakar gibi baktı insana.


