Kanser tedavisi görenler dikkat: 'Doğal' diye kullanılan ürünler tehlikeli olabilir!
Özet haber: Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi uzmanlar, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayarak bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımına karşı uyardı. Bazı bitkisel karışımların zehirlenmelere yol açabileceğini ve kanser ilaçlarıyla etkileşime girebileceğini belirten uzmanlar, meme kanserinde her hastaya kemoterapi uygulanmasının gerekmediğini, tedavinin kişiye özel planlandığını açıkladı.

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi hekimler, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı ve Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında meme kanserine ilişkin yanlış inanışlara dikkat çekti. Toplantıda, ailede meme kanseri öyküsü bulunmaması, mamografinin güvenliği, kemoterapi gerekliliği ve bitkisel ürünlerin kullanımı gibi konularda merak edilen sorular yanıtlandı.
Uzmanlar, erken tanı, düzenli tarama ve bilimsel yöntemlere dayanan tedavinin meme kanseriyle mücadelede belirleyici olduğunu vurguladı. BİTKİSEL ÜRÜNLER ZEHİRLENMELERE YOL AÇABİLİYOR Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren , meme kanserinin Türkiye'de ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirtti.
Erken evrede tanı konulan hastalarda tamamen iyileşmenin mümkün olabildiğini ifade eden Eren, Türkiye'de meme kanseri taramalarının ücretsiz yapıldığını hatırlattı. Kanser tedavisinde hekim önerisi dışında yöntemlere başvurulmaması gerektiğini vurgulayan Eren, şu ifadeleri kullandı: Türkiye'de meme kanseri taraması ücretsiz yapılmaktadır. Erken evrede yakalanan hastalar meme kanserini atlatabiliyor.
Güncel tedavi yöntemleri gelişti. Meme kanseri umutsuzluğun olduğu bir alan değil. Hastalarımızın meme kanseri tedavisinde bitkisel tedavilere yönelmesini istemiyoruz. Bitkisel maddeler ciddi anlamda zehirlenmelere yol açabiliyor, kemoterapi tedavisini zayıflatabiliyor. Doktorların verdiği tedavi dışında bir yöntemi önermiyoruz. AİLESİNDE MEME KANSERİ OLMAYANLAR DA RİSK ALTINDA Prof. Dr.
Handan Onur Topuzlu, meme kanserine ilişkin yaygın yanlış inanışlardan birinin, aile öyküsü bulunmayan kişilerin hastalığa yakalanmayacağını düşünmesi olduğunu belirtti. Meme kanseri tanısı alan kadınların büyük çoğunluğunda belirgin bir aile öyküsü bulunmadığını ifade eden Topuzlu, ailesinde meme kanseri görülmeyen kadınların da düzenli taramalara katılması gerektiğini söyledi.
Topuzlu ayrıca meme kanserinin yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde de görülebildiğine dikkat çekti. MAMOGRAFİ KANSER YAPAR MI? Prof. Dr. Gül Başaran, toplumda mamografinin kansere neden olduğu yönündeki endişelere değindi.
Mamografinin meme kanserinin erken teşhisinde önemli bir yöntem olduğunu belirten Başaran, taramada kullanılan düşük doz radyasyona ilişkin riskin, önerilen yaş gruplarında erken tanının sağladığı yararlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Başaran, BRCA genleri başta olmak üzere kalıtsal meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde genetik danışmanlığın önemine de işaret etti.
HER MEME KANSERİ HASTASINA KEMOTERAPİ GEREKMİYOR Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını ve tedavi seçeneklerinin hastadan hastaya değiştiğini belirtti. Tedavi planının tümörün biyolojik özellikleri ve hastalığın evresine göre oluşturulduğunu anlatan Eralp, her meme kanseri hastasının kemoterapi almak zorunda olmadığını vurguladı.
Eralp, uygun hastalarda hormon tedavileri, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve diğer modern yöntemlerin kemoterapi dışında seçenekler sunabildiğini ifade etti. DOĞAL OLAN HER ÜRÜN GÜVENLİ DEĞİL Prof. Dr. Özlem Sönmez ise bitkisel ürünler ve gıda takviyelerinin kontrolsüz kullanımının oluşturabileceği risklere dikkat çekti.


