Kanser tedavisinde bitkisel tuzak!
Özet haber: Meme kanseri tedavisinde kulaktan dolma bilgiler ve bilimsel dayanağı olmayan yöntemler ciddi riskler oluşturuyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği uzmanları, özellikle bitkisel karışımların zehirlenmelere yol açabileceği ve kemoterapinin etkisini azaltabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlara göre ailede kanser öyküsü bulunmaması hastalık riskini ortadan kaldırmıyor. Üstelik gelişen tedavi yöntemleri sayesinde her hastaya kemoterapi uygulanması da gerekmiyor.

Meme kanseri, Türkiye'de ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürürken, hastalıkla ilgili yanlış inanışlar erken tanı ve tedavi süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor.
Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında İstanbul'da düzenlenen toplantıda Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi uzmanlar, özellikle bitkisel tedaviler, mamografi, genetik yatkınlık ve kemoterapi konusunda toplumda yaygın olan yanlış bilgileri gündeme taşıdı. Uzmanların ortak mesajı ise erken tanı, bilimsel tedavi ve düzenli hekim takibinin hayati önem taşıdığı yönünde oldu.
BİTKİSEL ÜRÜNLERDE BÜYÜK TEHLİKETürk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserinin erken evrede saptanması halinde tam iyileşme şansının bulunduğunu belirterek, bilimsel tedavi dışındaki yöntemlere karşı uyardı. Türkiye'de meme kanseri taramalarının ücretsiz yapıldığını hatırlatan Eren, özellikle bitkisel ürünlerin masum görülmemesi gerektiğini söyledi.
Eren, "Bitkisel maddeler ciddi anlamda zehirlenmelere yol açabiliyor, kemoterapi tedavisini zayıflatabiliyor. Doktorların verdiği tedavi dışında bir yöntemi önermiyoruz" dedi. Kanser tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Eren, meme kanserinin artık umutsuzlukla özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
AİLEDE YOKSA DA RİSK VARMeme kanseriyle ilgili en yaygın yanılgılardan biri, ailede hastalık öyküsü bulunmayan kadınların risk altında olmadığını düşünmesi. Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, meme kanseri tanısı alan kadınların büyük bölümünde belirgin bir aile öyküsü bulunmadığına dikkat çekti.
Bu nedenle ailesinde meme kanseri görülmeyen kadınların da düzenli taramaları ihmal etmemesi gerektiğini belirten Topuzlu, hastalığın erkeklerde de ortaya çıkabildiğini hatırlattı. MAMOGRAFİ KORKUSU YANILTABİLİRToplumda tartışılan bir başka konu ise mamografinin kansere yol açıp açmadığı. Prof. Dr.
Gül Başaran, mamografide kullanılan düşük doz radyasyonun oluşturabileceği riskin, erken tanının sağladığı yararla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Mamografinin meme kanserini erken evrede saptamada önemli bir yöntem olduğunu vurgulayan Başaran, özellikle BRCA genleriyle ilişkili kalıtsal kanser riskinin belirlenmesinde genetik danışmanlığın önemine işaret etti.
HER HASTAYA KEMOTERAPİ ŞART DEĞİLMeme kanseri tedavisinde dikkat çeken gelişmelerden biri de kişiye özel yöntemlerin giderek yaygınlaşması. Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını, tedavi kararlarının tümörün biyolojik özellikleri ve hastalığın evresine göre verildiğini söyledi.
Hormon tedavileri ve hedefe yönelik akıllı ilaçlar sayesinde uygun hastalarda kemoterapi dışında seçeneklerin de bulunduğunu belirten Eralp, her meme kanseri hastasının mutlaka kemoterapi almak zorunda olmadığını vurguladı. İki aileden biri yanılıyor! Antibiyotikte korkutan cehalet! YazarlarDOĞAL OLAN HER ŞEY GÜVENLİ DEĞİLProf. Dr.
Özlem Sönmez de bitkisel karışımlar ve kontrolsüz kullanılan gıda takviyelerinin kanser ilaçlarıyla etkileşime girebildiğine dikkat çekti. Özellikle doğal olduğu gerekçesiyle güvenli kabul edilen ürünlerin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Sönmez, bilimsel etkinliği kanıtlanmamış yöntemlerin standart kanser tedavisinin yerine kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Kaynak: Haber Global

