Sarışın başlayan bütün şarkılar esmer bitiyor
Özet haber: Sonbaharla birlikte, kışın ayak seslerinin duyulmaya başladığı şu günlerde ruhuma iyi gelecek şarkılar dinlemek istiyorum aslında. Ama şehrin havasında öylesine bir çaresizlik ve keder kokusu var ki, aşkların da şarkıların da hatta ölümlerin de bir anlamı kalmamış gibi.

Sonbaharla birlikte, kışın ayak seslerinin duyulmaya başladığı şu günlerde ruhuma iyi gelecek şarkılar dinlemek istiyorum aslında. Ama şehrin havasında öylesine bir çaresizlik ve keder kokusu var ki, aşkların da şarkıların da hatta ölümlerin de bir anlamı kalmamış gibi.
Çünkü ölümü ve hayatı idrak etme yetimizi kaybettiğimiz için öldürmeye gidenleri selamlıyoruz durmadan.
Haramiler için fetvalar üretmeyi keşfettiğimiz günden bu yana çalmaya gidenlerin lekelenmemesi için, insanları Allah’la aldatmaktan bile çekinmiyoruz artık.
Çünkü kimse, aşkın acıya değecek kadar kutsal olduğuna inanmıyor.
Kimse, yağmurlarla parçalanan bir gece yarısında rüyalarından fırlayıp derin bir aşk hasretiyle sarsılmıyor.
Kimse, ruhunun geniş bahçelerinde acının ve sevincin çiçekleriyle buluşmuyor.
Kimse, her gün her gece gözlerinde güler yüzlü hüzünler yükselen anneleri duymuyor.
İçi boşaltılmış, susturulmuş yanlış bir şehrin gözlerinde kaldık. Bu şehir benim neyim oluyor ya da bu şehrin gözleri kime ihanet ediyor ondan bile emin değilim.
Çünkü kimse kimseyi anlamıyor, bir yağmur boşluğunda insanlar aşklarına, dostlarına hatta inançlarına bile ihanet ediyor.
Bu yüzden düşünenlerin, itiraz sesi yükseltenlerin dillerine kelepçe vuruluyor. Bu yüzden, kasımpatılar ve hercai menekşeler bile korku ile dağıtıyor kokularını.
Her gün şehirlerin kırık dökük aynalarında biriken bu kadar hüzne ve ağıta kim dayanabilir ki? Kim teselli bulur sonbaharın fiyakalı şarkılarından?
Bu suskun şehirden korkuyorum. Aşkın şarkısı bir gün gelip gecenin korkularını dağıtır diye bekliyorum ama nafile. Çünkü sadece itibar suikastına uğrayanların, özgürlüğü kısılanların solgun rengi dolaşıyor sokaklarda ve kimse için bir şey gelmiyor elimden.
Her şeyin çözüldüğü, adaletten umut kesildiği bu ülkede sanki üstüme kapanıyor bütün kapılar.
Yeter ki umut olsun, bütün güzel yalanlara inanmaya hazırım. Çünkü bu şehirde kimse “aklından vazgeçmek” pahasına aşklara ve isyanlara inanmıyor artık.
Çünkü hepimizin muktedirlerle mukavelesi var. Bu yüzden iyiliklere tahammülümüz yok. Ayrıca uğruna ölecek kadar büyük değil umutlarımız…
Ama çaresi yok, umudumuzu yükseltecek yeni şarkılar bulamazsak, bütün melekler terk edecek bizi bu şehirde. Tıpkı kaybetmeye hazır olmadan kaybettiğimiz karanfiller gibi.
Tıpkı ateşe hazır olmadan yandığımız sonbaharın karamsar aşkları gibi.
Galiba melekler boş yere beni arıyor bu şehirde. Ayrılık gülümü koparmadan, ölüm beni bulmadan, sızlayan bir ruhla ve de Black Sabbath’ın “Solitude” şarkısıyla veda etmeliyim bu şehre…
Sana kalman için yalvardığımda sadece gülmüştün
Sahip olduğum anılar bana seni hatırlatıyor./
Doğrusu Ozzy Osbourne’nin sesi olmasaydı Black Sabbath’ın bu şarkısını bu kadar coşkuyla dinler miydim bilemiyorum ama onun sesinde gerçekten sihirli bir şey var.
“Solitude”ı her dinlediğimde sanki uzaktan dünyaya bakıyormuşum ama dünya benden uzaklaşıyormuş gibi bir hissediyorum. Kim bilir belki de sonbahar yüzündendir.
Kaynak: Karar


