Sessizce ilerliyor, basit bir düşmeyle hayatı karartıyor! Uzmanından korkutan "kemik erimesi" uyarısı
Özet haber: Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporozun hiçbir ağrı belirtisi vermeden sinsice ilerlediğine dikkat çeken uzmanlar, kalça ve bel kırıklarının altındaki en büyük etkenin bu hastalık olduğunu vurguladı. Kemik taramasının rutin sağlık hizmeti kapsamında yer aldığını hatırlatan hekimler, genç yaşta görülen risk faktörlerine ve kemik sağlığını koruyan kritik adımlara işaret etti.

Toplumda ileri yaş hastalığı olarak algılanan ancak hormonal dengesizlikler ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle gençlerde de sıklıkla rastlanmaya başlayan osteoporoz (kemik erimesi), ölümcül riskler barındıran kırıkların başlıca kaynağı olmayı sürdürüyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nden Op. Dr. Erdal Gedikoğlu, hastalığın sinsi tabiatı, erken teşhisin önemi ve korunma yolları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Kemik kalitesinin ve mineral yoğunluğunun düşmesiyle birlikte en ufak bir takılma veya basit bir düşmenin dahi ağır komplikasyonlara yol açabildiğini belirten Dr. Gedikoğlu, hastaların büyük bölümünün sağlık kuruluşlarına ancak kırık oluştuktan sonra başvurduğunun altını çizdi.
Osteoporozun doğrudan bir ağrıya yol açmadığı için fark edilmesinin güç olduğunu kaydeden Op. Dr. Gedikoğlu, tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini şu sözlerle aktardı:
"Kalça, el bileği ve omurga kırıklarının altında yatan en yaygın sebep osteoporozdur. Hastalarımız çoğunlukla kemik taramasının rutin sağlık politikaları kapsamında ücretsiz yapılabildiğini bilmiyor ve bu yüzden doktora başvurmuyor. Özellikle menopoz sürecine giren kadınların ve ileri yaştaki bireylerin yılda en az bir defa kemik tarama testinden geçmesini öneriyoruz. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü kuralları doğrultusunda 75 yaşın üzerindeki herkese rutin DEXA ölçümü uyguluyoruz. Kemik erimesi sadece yaşlanmayla ortaya çıkmaz; altta yatan hormonal bozukluklar sebebiyle genç yaş grubunda da benzer kemik zayıflamalarıyla karşılaşıyoruz."
Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte sedanter (hareketsiz) yaşamın toplum genelinde kemik direncini zayıflattığına işaret eden Gedikoğlu, hareketin vazgeçilmez bir ilaç olduğunu vurguladı:
"Ekran karşısında geçirilen saatler ve araç kullanımı hareketsizliği körüklüyor. Oysa kemik kalitemizin ancak hareketle güçlenebildiğini biliyoruz. Vatandaşlarımıza günde en az 1 saat tempolu yürüyüş yapmalarını ısrarla tavsiye ediyoruz."
Kemik kırıklarının iyileşme sürecinde toplumdaki bazı yanlış beslenme alışkanlıklarına da değinen Op. Dr. Erdal Gedikoğlu, dengeli beslenme modelini şu ifadelerle özetledi:
"Kırık yaşayan hastalarımız genellikle yalnızca haşlama ve kelle paça gibi protein ağırlıklı kaynaklara yöneliyor. Kemik dokusunun onarılması ve sağlamlaşması için sadece protein yeterli değildir; süt ve süt ürünlerindeki kalsiyum ile koyu yeşil yapraklı sebzelerdeki vitamin ve minerallerin de dengeli biçimde tüketilmesi gerekir. Karbonhidrat ve doymuş yağ ağırlıklı fast-food beslenmeden, kemik yapısını doğrudan bozan sigara ve alkol tüketiminden kesinlikle uzak durulmalıdır."
Kaynak: Karar


