Sosyal bilimlerin kuramları hatalı mı?
Özet haber: Bilim insanları arasındaki, özellikle sosyal bilimciler arasındaki kuramsal tartışmalar konu hakkında derinlemesine bilgisi olmayan büyük çoğunluk için kafa karıştırıcı olmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki bilim insanlarının kendi aralarında yaptıkları bilimsel tartışmalar bilimi ileriye götüren önemli faktörlerden birisidir.

Bilim insanları arasındaki, özellikle sosyal bilimciler arasındaki kuramsal tartışmalar konu hakkında derinlemesine bilgisi olmayan büyük çoğunluk için kafa karıştırıcı olmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki bilim insanlarının kendi aralarında yaptıkları bilimsel tartışmalar bilimi ileriye götüren önemli faktörlerden birisidir.
Ancak bilim insanı olmayan amatörlerin bilimsel kuramları eleştirmeleri kanımca cahil cesaretidir ve bilimi ileriye götürme özelliğine sahip değildir. Amatörlerin bilimsel kuramlar konusunda fikir belirtmeleri dendiğinde akla ilk gelen örneklerden birisi Darwin’in kuramına yönelik eleştirileridir.
Evrim konusunda hiçbir kitap ya da makale okumamış olan bazıları, evrimi çürütmek amacıyla, “Madem insan maymundan geldi, o halde maymunlar neden halen yaşıyorlar?” diyorlar. Bu görüş komiktir ve cahilcedir. Bu görüşün savunucuları bir zamanlar “evrim kuramı” denen şeyin artık “evrim yasası” olduğunu bilmiyorlar. KURAM NEDİR?
Gerek fen bilimlerinde gerekse sosyal bilimlerde bir konudaki mevcut bilimsel bilgileri çelişkisiz şekilde kapsayan, bilinmeyen konularda ise tahminde bulunmaya elverişli, organize ve ekonomik bilgiye kuram (teori) denir. Bilim insanların bir kuramın doğru mu, yanlış mı olduğunu tartışmazlar, o kuramdan hipotez çıkarırlar, o hipotezi test ederler.
Bir kuramdan çıkarılan hipotezler ispatlanırsa o kuramın saygınlığı artar, hatta sonuçta kuram yasa haline gelebilir. Örneğin Mendel’in, Darwin’in kuramları, Einstein’ın görecelikle ilgili kuramı, bir zamanların kuantum kuramı artık yasa sayılmaktadır.
İncelenen konudan ötürü olsa gerek fen bilimlerindeki hipotezler daha bir kesinlikle ispatlanırken insanla ilgilenen sosyal bilimlerin hipotezleri aynı kesinlikle ispatlanamaz. Ancak bu durumu sosyal bilimlerin kuramlarının geçersiz olduğu şeklinde yorumlayamayız. FREUD’UN KURAMI İnsanın tarihindeki dönüm noktalarından birisi olan Freud’ün kuramı, çoğu haksız pek çok eleştiri almıştır.
Ortaya attığı bazı hipotezlerin çift yönlü olması haklı bir eleştiri konusu sayılabilir. Bir hipotez tek yönlü olmalıdır. Karşınızdaki kişi size, “Yazı gelirse ben kazanıyorum, tura gelirse sen kaybediyorsun” derse bu durum çift yönlü hipoteze benzer, çürütülmesi imkânsızdır, her iki durumda da kaybedersiniz. Bir hipotez tek yönlü yani çürütülebilir olmalıdır ama test edildiğinde ispatlanmalıdır.
Söz geliş “Bebeklikteki aşırı doyumsuzluk ileri yaşlarda şu tür sorunlara yol açabilir” diye bir hipotez ortaya atabiliriz. Fakat “Bebeklikteki aşırı doyum veya doyumsuzluk şu sorunlara yol açar” dememeliyiz. Takipçileri Freud’ü eleştirmiş ve ileri götürmüşlerdir. Bunlar arasında Adler, Jung, Sullivan, Anna Freud vardır.
Denir ki “Freud bir devdi, onu eleştiren takipçileri ise normal boyutlu insanlardı ancak Freud’ün omuzuna çıktıkları için ondan daha ilerisini görmüşlerdir”. Sonuç olarak Freud geliştirilebilir ama tümüyle reddedilemez.
SOSYAL BİLİMLERİN KURAMLARI Sosyal bilimciler örneğin psikologlar, sosyologlar, antropologlar kendi içlerinde meslektaşları tarafından ortaya atılan kuramları abartılı ve acımasız şekilde eleştirirler. Bu durumda bu meslekler dışındaki kişiler, yapılan eleştirilere bakarak söz konusu kuramların geçersiz olduğunu zannederler.
Oysa bu yanlıştır, meslek mensupları arasındaki eleştiriler mesleki titizlikten kaynaklanır, kuramların kökten reddini gerektirmez. Bu arada pek çok psikoloji kuramı ilham verici olmuş ve insan davranışlarının açıklanmasına ışık tutmuştur. Gelişim psikolojisindeki, sosyal psikolojideki kuramlar arasında meslek içinde eleştiriye uğramamış kuram hemen hemen yok gibidir.
Bolwby’nin çalışmaları, Harlow’un bağlanmayla ilgili ünlü deneyi, Asch’ın uyma, Milgram’ın itaat deneyi, Kolhberg’in ahlak gelişimi basamakları kuramsal açıdan haklı haksız pek çok eleştiri almıştır. Örneğin Harlow’un maymun yavruları üzerinde yaptığı deney ayrıca Milgram’ın deneyleri deneklere saygısızlık edildiği gerekçesiyle günümüzde etik bulunmamaktadır.
Fakat yapıldıkları dönemde etik ilkelere sadakat bu günkü kadar önemsenmiyordu. Yine Asch’ın ve Kolhberg’in kullandıkları deneklerin çoğunlukla erkek olmaları da bir ayrımcılık olarak eleştirilmiştir. Ancak bu kuramsal çalışmalar, araştırmalar bazı eleştirilecek yanları bulunsa da çoğunlukla evrensel niteliktedir ve önemli insan davranışlarını açıklamada rehberlik etmektedir.
Sonuçta Freud’ün Psikanalitik yaklaşımı dahil sosyal bilim sayılabilecek tüm alanlardaki kuramsal açıklamalar dikkate alınması gereken, sorunların tümünü değilse bile bir bölümünü açıklamada yol gösterici olabilecek niteliktedir.
Kaynak: Cumhuriyet


