Türkiye krizleri neden sürekli yeniden üretiyor?
Özet haber: Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer, Türkiye’de krizlerin olağanüstü gelişmeler gibi ele alınmasını eleştirerek sorunun temelinde kurumsal ciddiyet eksikliği ve mevcut düzenin işleyişi olduğunu savundu.

Değer’e göre Türkiye, kritik dönemlerde hızlı ve etkili refleksler gösterebilirken normal zamanlarda sorunları görmezden geliyor. Gündelik süreçte ertelenen meseleler kronikleşip taşınamaz hâle geldiğinde ağır bedellerle karşılaşılıyor; ancak yüzleşmenin gerektirdiği ciddiyet kısa sürede yerini yeniden kayıtsızlığa bırakıyor. Değer, bu durumu ülkenin sürekli ileri ve geri adımlar attığı, hastalıklı bir normal içinde yaşadığı bir döngü olarak nitelendiriyor.
Türkiye’de krizlerin çoğu zaman dışarıdan gelen, istisnai ve olağanüstü olaylar gibi sunulduğunu belirten Değer, oysa yaşananların gündelik hayatın ve mevcut düzenin ürettiği sonuçlar olduğunu ifade ediyor. Ona göre şaşkınlık ve hayret, bilinen gerçekliği görünmez kılan bir savunma mekanizmasına dönüşüyor. Fon krizi özelinde de meselenin yalnızca adı geçen kişilerin şahsi durumlarıyla sınırlı olmadığını, mevcut sistemin işleyişi ve devletten beklentilerin bu tabloyu mümkün kılan zemini oluşturduğunu savunuyor.
Değer, devlete yakınlığın kaynak, imkân ve imtiyaz sağladığı bir düzende siyasetin sıcak ve sahiplenici niteliğinin anlaşılabileceğini belirtiyor. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu sistem dışı bir sapma olarak değerlendirmenin, gerçekliği inkâr etmek anlamına geleceğini ifade ediyor. Türkiye’deki krizin öncelikle kurumsal bir kriz olduğunu söyleyen Değer, toplumun farklı kesimlerinin de kendi konumları ve imkânları ölçüsünde bu işleyişe eklemlendiğini, şikâyetlerin çoğu zaman düzenin kendisinden çok döngüdeki payla ilgili olduğunu dile getiriyor.
Çözümün bireysel ahlak ve yetkinlikten önce kurumsal ciddiyet ve yeniden yapılanmadan geçtiğini vurgulayan Değer, herkesin eşit olduğu, hak ve hukukun korunduğu, devlet işleyişinin açık kurallara bağlandığı bir düzen kurulması gerektiğini belirtiyor. Birbirini denetleyen ve dengeleyen mekanizmaların devre dışı bırakıldığı, işlerin kişisel yakınlıklarla yürütüldüğü yapıların kriz üreteceğini ifade eden Değer, krizi doğuran kurum ve düzenin aynı yöntemlerle krizi çözemeyeceğini savunuyor.
Değer, Türkiye’nin asıl sorununun krizlerden çıkma becerisinin bulunmaması değil, krizleri üreten yapının ve zihniyetin yeterince ciddiye alınmaması olduğunu belirtiyor. Bireysel erdemin kurumsal yapılanmanın yerine konulamayacağını söyleyen Değer’e göre kalıcı çıkış, iyi insanların çoğalmasından önce iyi işleyen kurumların kurulmasına bağlı.
Kaynak: Karar

