Zengezur topraklarında yeşeren umut: İki fotoğraf, tek zafer
Özet haber: Prof. Dr. Aygün Attar, Cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan ve İlham Aliyev’e hitaben kaleme aldığı mektupta, Karabağ Zaferi'ne giden yolda yaşanan tarihi dönüşümü iki özel fotoğraf karesi üzerinden anlattı.

SAYGIDEĞER CUMHURBAŞKANLARIM! Can Azerbaycan’ımızın ve Yürek Türkiye’mizin kıymetli Cumhurbaşkanları, Sayın İlham Aliyev ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan! Önümde iki fotoğraf var…Biri yaklaşık on yıl öncesine, diğeri ise Karabağ Zaferi’nin ardından Zengilan Uluslararası Havalimanı’nın açılış gününe ait. İki fotoğraf arasında yıllar var.
Fakat o yıllara sığan öyle büyük acılar, öyle derin hasretler, öyle çetin mücadeleler ve nihayetinde öyle muhteşem bir zafer var ki…İlk fotoğrafta, Zatıâlilerinizden birinin elinde benim kaleme aldığım Bir Modernite Sorunu Olarak Ermenicilik kitabı var. Hatırlarsınız belki…O gün, kitabın adından hareketle, bu sorunu çözecek iki büyük lidere güvendiğimi söylemiştim.
Sözlerim yüzünüzde içten bir tebessüme, ardından da samimi kahkahalara vesile olmuştu. Ben de gülmüştüm…Ama o gülüşün ardında, içimde büyüttüğüm ve bir gün mutlaka gerçekleşeceğine bütün kalbimle inandığım büyük bir hayal vardı. Meğer o gün birlikte güldüğümüz sözler, yıllar sonra gözyaşları içinde yaşayacağımız büyük zaferin müjdecisiymiş!
Ve ikinci fotoğraf…İşte orada, altmış yıllık ömrümün belki de en mutlu ifadesi var yüzümde!
Sağımda ve solumda iki güçlü irade, iki heybetli devlet adamı, iki kardeş ülkenin Cumhurbaşkanı…Karabağ Zaferi’nin sevincini yalnızca Azerbaycan’a değil, Türkiye’ye ve bütün Türk Dünyası’na yaşatan iki büyük lider…Ve aranızda, sizlerden aldığı güç ve güvenle, otuz yıl sonra ata yurduna yeniden ayak basabilmiş bir Karabağ kızı…Üstelik bu dönüş, Karabağ Zaferi’ni göremeden hayata veda eden, Birinci Karabağ Savaşı’nın kahraman mücahitlerinden rahmetli Adil Komutan’ın kardeşi olarak, benim için tarifsiz bir anlam taşıyordu.
Bendeniz! Boyumun bir karışlığına bakmayın! O gün taşıdığım gurur, boyumdan yüz kere büyüktü! Hele o fotoğrafta, sıfır noktasındaki komşuya doğru dikilmiş bakışlarım yok mu…Sanki bütün dünyaya, tek kelime etmeden meydan okuyordum! Çünkü sağımda Türkiye, solumda Azerbaycan vardı!
Çünkü arkamda yalnızca iki devlet değil, asırlar boyunca varlığını korumuş, tarihe ve bütün engellere meydan okumuş bir milletin iradesi vardı! O gün, savaşın tarumar ettiği Zengezur topraklarında, saman balyalarının üzerine serilmiş örtülerde oturarak zafer konserini izleyen sizler de arkanızda saf tutan bizler de tarifsiz bir mutluluk içindeydik. Ne sarayların ihtişamına ne de gösterişli salonlara ihtiyaç vardı.
Çünkü o gün, o topraklarda ihtişamın adı ZAFER, mutluluğun adı VATAN, gururun adı ise TÜRKİYE–AZERBAYCAN KARDEŞLİĞİ idi! Bir başka hatıram daha var…Dost Agro şirketinin açılışında, savaşın yaraladığı ve işgal yıllarında ekosistemi tahrip edilmiş topraklara birlikte ağaç diktiniz. İkiniz de ellerinizle o fidanlara can suyu verdiniz. O manzarayı hiç unutmadım. Çünkü siz o gün yalnızca toprağa fidan dikmiyordunuz.
Yıllarca işgal altında kalmış bir coğrafyaya yeniden hayat, umudunu yitirmemiş bir millete gelecek, Türk Dünyası’nın yarınlarına ise kardeşlik ekiyordunuz. Ve ben o gün bir kez daha anladım ki Türk Dünyası’nın gerçek can suyu, Türkiye–Azerbaycan kardeşliğidir! Saygıdeğer Cumhurbaşkanlarım! Biz sizleri birbirinize kenetlenmiş, omuz omuza durmuş, kollarınızı kardeşçe birbirinizin omzuna atmış hâlde görmeye alıştık.
O kolların sarılışında yalnızca iki devlet başkanının dostluğu yoktur. O sarılışta Çanakkale vardır, Kafkas İslam Ordusu vardır, Bakü vardır, Şuşa vardır, Karabağ vardır! O sarılışta geçmişimizin acıları, bugünümüzün gururu ve yarınlarımızın umudu vardır. O sarılışta, sınırların ayıramadığı gönüllerin, tarihin koparamadığı kardeşliğin ve aynı ülkü etrafında birleşmiş bir milletin gücü vardır.
Sizlerin bu kardeşçe kucaklaşmalarından güç alan Türk Dünyası da birbirine daha sıkı sarılmakta, Kızılelma’ya doğru kutlu yürüyüşünü sürdürmektedir. Sizlere kelam etmek benim haddim değil.
Ancak ömrünü Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin güçlenmesine adamış, Karabağ’ın acısını da zaferini de yüreğinde taşımış, Birinci Karabağ Savaşı’nda mücadele etmiş rahmetli Adil Komutan’ın kardeşi olarak, müsaadenizle gönlümden geçen bir sözü söylemek isterim:Türk Dünyası’nın BİZ olabilmesi için SİZ’e çok ihtiyacımız var! Sizlerin birliği bizim gücümüzdür. Sizlerin kardeşliği bizim güvencemizdir.
Sizlerin omuz omuza duruşu, yalnızca iki ülkenin değil, bütün Türk Dünyası’nın yarınlarına duyduğu inancın teminatıdır. Benim için bu iki fotoğraf, bir ömrün iki ayrı karesi değildir yalnızca…Birinde umutla gülen bir kadın, diğerinde ise umudunun gerçeğe dönüştüğünü gören, otuz yıl sonra ata yurduna yeniden ayak basmış, vatanına kavuşmuş bir Karabağ kızı var.
Birinde bekleyiş, diğerinde kavuşma…Birinde inanç, diğerinde zafer…Birinde hayal, diğerinde o hayalin gerçeğe dönüşmüş hâli…Ve her ikisinde de sizler varsınız. Allah Siz’i ve Biz’i birbirimizden ayrı salmasın! Allah Can Azerbaycan’ımızı, Yürek Türkiye’mizi, devletlerimizi, milletimizi ve bu kardeşliğe gönül vermiş herkesi korusun! Bir milletin iki devleti, iki devletin tek yüreği daim olsun!
Kaynak: Haber Global
