2004’te bir generalin “İrtica tehlikesi var mı?” sorusuna verilen yanıt
Özet haber: Tarihçi Prof. Dr. Hasip Saygılı, 2004’te Pakistan’da Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’la yaptığı görüşmeyi ve sonrasında hazırladığı raporu anlattı.

Saygılı, 2002-2004 yıllarında İslamabad Büyükelçiliği’nde Kara ve Hava Ataşesi olarak görev yaptığını, 2004’ün başında Pakistan’a resmî ziyarette bulunan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ı havaalanında karşıladığını belirtti. Otelde yapılan kısa görüşmede Yalman’ın kendisine “Türkiye’de irtica tehlikesi var mı?” diye sorduğunu aktaran Saygılı, dönemin askerî atmosferine rağmen bu soruya doğrudan “hayır” yanıtını verdiğini ifade etti.
Saygılı, Türkiye’nin 2004’te dinî, ideolojik veya milliyetçi bir anlayışla bütünüyle tek bir kalıba sokulamayacağını savunduğunu söyledi. Eğitim, iletişim, kentleşme ve uluslararası koşulların ülkeyi geçmişten farklılaştırdığını belirten Saygılı, komutanın değerlendirmesini sözünü kesmeden dinlediğini ve ardından tarih ile felsefe bilgisine ilişkin sorular yönelttiğini kaydetti. İslam tarihinden Mutezile, Beytül Hikme, Gazali, İbn Rüşd ve İbn Haldun hakkındaki sorulara yanıt verdiğini aktaran Saygılı, Yalman’ın memnuniyetini dile getirdiğini belirtti.
Görüşmenin ardından Yalman’ın, Pakistan ve Türkiye’deki irtica olgusunu karşılaştıran kişiye özel bir rapor hazırlanmasını istediğini aktaran Saygılı, raporu birkaç hafta içinde gönderdiğini bildirdi. Raporda Pakistan’da dinî referanslarla millî kimlik oluşturma girişiminin toplumsal bölünmeyi artırdığı, Türkiye’de dinî kimliğin ulusal kimliğin yerine geçirilmesinin uluslaşma sürecine zarar verebileceği değerlendirildi.
Raporda ayrıca Pakistan’da dinî hizmet alanında devletin sınırlı ağırlığının cemaatler arasında düzensizlik ve çatışmalara zemin hazırladığı, camilerin farklı dinî-politik yapıların kontrolünde bulunduğu ve bunun mezhep gerilimlerini beslediği belirtildi. Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasının dinî grupların hareket alanını genişletebileceği ve kargaşaya yol açabileceği savunularak, kurumun farklı inanç gruplarını temsil etmemesine ilişkin sorunlar giderilerek korunmasının uygun olacağı ifade edildi.
Saygılı’nın aktardığı raporda, Pakistan’daki medreselerin yoksul ailelerin çocuklarını çektiği, Türkiye’de ise benzer bir devşirme sürecinin kurs, yurt ve özel okullar üzerinden işlediği görüşüne yer verildi. Ayrıca dinî ve ideolojik yapıların, mensuplarının yaşadığını düşündüğü mağduriyeti etkili biçimde kullandığı; bu nedenle parlak ve yoksul öğrenciler için alternatif imkânlar oluşturulmadıkça söz konusu sürecin devam edeceği değerlendirildi.
Kaynak: Karar



