Cumhuriyet'e adanmış ömür: Berin Nadi'nin 25'inci ölüm yıldönümü
Özet haber: Cumhuriyet Vakfı’nın kurucu başkanı ve gazetenin eski imtiyaz sahibi Berin Nadi, 5 Kasım 2001’de 91 yaşında yaşamını yitirdi. Tüm mal varlığını Cumhuriyet Vakfı’na bağışlayan Nadi, gazeteciliğinin yanı sıra çevirmenliği ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığıyla da iz bıraktı.

Yaşamını Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet Devrimi’ne adayan Cumhuriyet Vakfı kurucu başkanı, eski Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Berin Nadi 25 yıl önce bugün, 5 Kasım 2001’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Nadi, bedenen aramızdan ayrıldığında 91 yaşındaydı. Dil devrim hareketinin içinde yer alan şair Celal Sahir Erozan’ın kızı Berin Nadi, 1910’da doğdu.
Çocukluğu işgal İstanbul’unda geçen Nadi, sırasıyla Fevziye Mektebi, Kandilli Lisesi ve Sainte-Pulchérie Fransız Lisesi’nde eğitim gördü. Berin Nadi, 1944’te tanıştığı Yunus Nadi’nin en büyük oğlu Nadir Nadi ile aynı yıl evlendi.
Yunus Nadi’nin 1945’te yaşamını yitirmesi sonrası Cumhuriyet gazetesinin başyazarı olan Nadir Nadi’nin en büyük destekçilerinden olan Berin Nadi, eşinin 1991 yılında ölümünün ardından önce gazetenin imtiyaz sahibi oldu. Ardından 1993 yılında kurulmasına öncü olduğu Cumhuriyet Vakfı’nın kurucu başkanı oldu.
GAZETECİ VE ÇEVİRMEN Eşi Nadir Nadi ile beraber gazetenin kurumsallaşmasında önemli katkıları bulunan Berin Nadi, gazete içi ve gazete dışı tartışmalarda her zaman İlhan Selçuk’la beraber Cumhuriyet’ten yana tavır aldı. Tüm mal varlığını Cumhuriyet Vakfı’na bağışladı. Gazetecilik ve çevirmenlik yapan Nadi, Jean Paul Sartre’ın “Kirli Eller” eserini Türkçeye çevirdi.
1998 yılında ise Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü’nün sahibi oldu. ‘YAŞATMAK GÖREVİNİZ’ Yakın zamanda aramızdan ayrılan gazetemiz yazarı ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Şükran Soner, ölümünün ardından Berin Nadi’yi şu sözlerle anlatmıştı: “Berin Nadi, Nadir Nadi’yle olan aşk evliliğinin Atatürk sevgisi ve Cumhuriyet değerlerinde odaklandığını sıklıkla vurgulardı.
Yunus Nadi’nin ve Atatürk’ün, sonra da sevgili eşi Nadir Nadi’nin gazetesi olan Cumhuriyet’i yaşatmakta büyük sorumluluk duydu. Son derece neşeli, yaşam sevinci çok yüksek, çok kültürlü, edebiyat, şiir ve müzikten hiç kopmamış bir insandı. Kültürünü, zekâsını yansıtan ince esprileriyle etrafını neşelendirirdi.
Çok kendine dönük gibi görünen, ağırlıklı Nadir Nadi anılarıyla dolu yaşamında, şaşırtıcı bir duyarlılıkla dünya ve ülkemizde olup biten her şeyi izlerdi. Yaşama çok dönük, çok gerçekçi ve gözlemci refleksleri vardı. Sohbetleri öğretici, aynı zamanda keyif vericiydi. Cumhuriyet okurlarıyla iç içe olunan bütün etkinliklerde bulunmayı kendine keyif edinmişti. Son döneminde ‘Ben yapabileceğimi yaptım.
Cumhuriyet’i yaşatmak, bundan sonra sizin göreviniz’ derdi.”
Kaynak: Cumhuriyet


