Dil, avcı erkeklerden çok kadınların toplumsal bağlarıyla mı gelişti?
Özet haber: Yeni bir kitap, insan konuşmasının avlanma ya da savaş sırasında değil, kadınların dayanışmayı güçlendirme ve şiddeti sınırlama çabalarıyla ortaya çıkmış olabileceğini savunuyor.

Antropolog Chris Knight ile Jerome Lewis’in kaleme aldığı The Revolutionary Origins of Language, dilin evrimine ilişkin geleneksel yaklaşımlara karşı farklı bir açıklama sunuyor. Kitabın temel tezine göre konuşmanın ortaya çıkışında erkeklerin avcılık veya savaş faaliyetlerinden çok, kadınların toplumsal uyumu koruma, çocukları gözetme ve grup içi şiddeti denetleme çabaları belirleyici oldu.
Araştırmacılar, av sırasında erkeklerin hayvanları ürkütmemek için sessiz kaldığını ve çoğunlukla el-kol işaretleri kullandığını belirtiyor. Buna karşılık Afrika’daki BaYaka topluluğunda yiyecek toplayan kadınların çocukları korumak, dayanışmayı sürdürmek, haberleşmek ve şarkı söylemek için yoğun bir sözlü iletişim kurduğu aktarılıyor. Yazarlar, insanlığın ilk kelimesinin, erkeklerin şiddet potansiyelini sınırlayan bir kadının söylediği “Hayır” olabileceğini öne sürüyor.
Kitap, Noam Chomsky’nin 1960’lardan itibaren savunduğu, dilin tek bir genetik mutasyonla aniden ortaya çıktığı görüşünü de reddediyor. Knight ve Lewis, dilin arkasında yüz binlerce yıllık kültürel ve toplumsal değişimin bulunduğunu savunuyor. Yaklaşık 400 bin yıl önceye ait bulguların, erken insan topluluklarının çatışmadan ziyade ateş kullanımı, aşı boyasıyla sanat üretimi ve gen akışı gibi alanlarda iş birliği yaptığını gösterdiği belirtiliyor.
Çocuk bakımı, yiyecek paylaşımı, toplu danslar ve “büyükanne hipotezi” çerçevesinde yeraltı besinlerini toplama deneyimi, dilsel gelişimin önemli unsurları arasında sıralanıyor. Yazarlar, maymun ve şempanze seslerinin insan dilinin karmaşıklığını açıklamakta yetersiz kaldığını kabul ederken ilk konuşmanın hangi seslerle başladığının kesin olarak bilinmediğini de vurguluyor.
Kaynak: Cumhuriyet
