Ünlü doktordan ezber bozan uyarı: Yedikleriniz sadece kilonuzu etkilemiyor! Haftada ‘30 kuralı’ neden önemli?
Özet haber: Kendinizi daha mutsuz, yorgun hissetmenizin ya da hafızanızın eskisi kadar güçlü olmamasının nedeni sofranızdaki bazı alışkanlıklar olabilir mi? Uzmanlar, bağırsak sağlığı ile beyin arasındaki bağlantıya dikkat çekerken özellikle tüketilmesi gereken besinlere işaret ediyor. Üstelik araştırmalarda öne çıkan bir beslenme önerisi, alışveriş listenizi baştan aşağı değiştirebilir.

Bağırsak mikrobiyomu üzerine yaklaşık 15 yıldır çalışan, ZOE’nin kurucu ortaklarından ve King’s College London’da fahri danışman hekim olan Profesör Tim Spector, beslenme ile ruhsal iyilik hali arasındaki ilişkinin daha yakından incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizma; sindirim, bağışıklık sistemi ve metabolizma gibi süreçlerde rol oynuyor.
Son yıllarda yapılan araştırmalar ise bu mikroorganizmaların beyin ve ruh haliyle ilişkisini de gündeme taşıyor. ZOE tarafından yürütülen bir araştırmada, bağırsak sağlığını desteklemeye yönelik beslenme önerilerini uygulayan katılımcılar, yaklaşık 18 haftanın sonunda uyku kalitelerinde iyileşme, enerji seviyelerinde artış ve kendilerini daha mutlu hissetme gibi değişiklikler bildirdi.
Öneriler arasında haftada en az 30 farklı bitkisel besin tüketmek, lif alımını artırmak ve aşırı işlenmiş gıdalarla rafine şeker tüketimini azaltmak yer aldı. Fermente gıdaları inceleyen başka bir çalışmada da ruh hali ve enerji düzeyleriyle ilgili olumlu geri bildirimler elde edildi.
Spector, ruh sağlığına ilişkin bulguların ilk araştırmanın temel amacı olmadığını ve sonuçların kendileri için de beklenmedik olduğunu ifade etti. Bununla birlikte, elde edilen verilerin beslenme ile ruhsal iyilik hali arasında bir ilişki olabileceğine işaret ettiğini belirtti. Bağırsaklarla beyin arasındaki iletişimde vagus siniri ve çeşitli kimyasal sinyaller önemli rol oynuyor.
Beslenme düzeni bağırsak mikrobiyomunun yapısını değiştirebildiği için bu değişikliklerin beyne iletilen sinyalleri de etkileyebileceği düşünülüyor. Liften ve bitkisel besinlerden zengin bir beslenme mikrobiyom çeşitliliğini destekleyebilirken, aşırı işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi bazı olumsuz sağlık süreçleriyle ilişkilendiriliyor.
Ancak bağırsak mikrobiyomunun beyin fonksiyonlarını hangi mekanizmalarla ve ne ölçüde etkilediği henüz tam olarak açıklanmış değil. Beslenme ve ruh sağlığı ilişkisini inceleyen önemli çalışmalardan biri, 2017 yılında Avustralya’da gerçekleştirilen SMILES araştırması oldu.
Orta veya ağır düzeyde depresyon tanısı bulunan 67 kişinin katıldığı çalışmada, beslenme değişikliğine destek verilen grupla sosyal destek alan grup karşılaştırıldı. 12 haftanın sonunda, beslenme desteği alan grubun yaklaşık üçte birinde depresyon belirtilerinin artık tanı ölçütlerini karşılamadığı bildirildi. Yalnızca sosyal destek alan grupta ise bu oran yüzde 8 oldu.
Sonuçlar, beslenmenin depresyon tedavisini destekleyebilecek yaklaşımlardan biri olabileceğini düşündürüyor. Ancak bu bulgular, beslenme değişikliğinin tek başına tedavinin yerini alabileceği anlamına gelmiyor. Akdeniz tipi beslenme; sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş, balık ve zeytinyağı ağırlıklı yapısıyla uzun vadeli sağlık açısından öne çıkıyor.
Bazı araştırmalarda bu beslenme modeli ile daha düşük demans riski arasında ilişki saptandı. Kalp ve damar sağlığını desteklemesinin beyne ulaşan kan akışı açısından da yararlı olabileceği düşünülüyor. Bununla birlikte, Akdeniz tipi beslenmenin demansı kesin olarak önlediğini söylemek için yeterli kanıt bulunmuyor.


